CRS SU ARITMA SİSTEMLERİ SANAYİ

LİNKLER İLETİŞİM SİTE MAP
su arıtma cihazı su arıtma kutulu su arıtma box evsel su arıtma iş yeri tipi su arıtma sanayi tipi su arıtma endüstriyel tipi su arıtma reverse osmosis arıtma cihazı su arıtma cihazı
 
Ana Sayfa  Su Arıtma Cihazları  Reverse Osmosis Su Arıtma Sistemleri Sık Sorulan Sorular Haberler
Su Arıtma Cihazları
Su Arıtma Yöntemleri
Su ve Sağlık
Kazançlarınız
Kampanyalar
Makaleler
Referanslarımız

Yaşam için temiz ve sağlıklı su için...

 

Su ve Sağlık

 a. Yaşam İçin Su:

 Vücudun suya olan ihtiyacı, besine duyduğu ihtiyaçtan çok daha fazladır. İnsan hiçbir gıda yemeden  8 haftaya kadar yaşayabildiği halde su içmeksizin 1 haftadan daha fazla yaşayamaz. Yüzde 55 ile 75’i sudan oluşan vücudumuzdan günde, terleme, solunum benzeri aktivitelerle 2-3 litre su kaybederiz. Suyun yaşamsal önemini ortaya koyan vücuttaki fonksiyonları şöyle sıralanabilir:

  • Karbonhidrat, protein, vitamin, mineral gibi besin öğelerinin, vücudun en uç noktalarına kadar taşınarak, tüm hücrelerin beslenmesi ve yaşamını sürdürmesine olanak sağlamak.

  • Hücrelerde oluşan artık maddelerin böbreklere taşınıp, vücut dışına atılımına yardımcı olmak,

  • Bağırsaklarda biriken artık maddelerin, vücut dışına atılımına yardımcı olmak,

  • Eklemlerimizi kayganlaştırmak,

  • Gözlere, ağza, burna nemlilik sağlamak,

  • Derinin nemini kontrol etmek.

  • Kanımızın yeterli hacimde olmasını sağlamak,

  • Vücudumuzun ısısını düzenlemek,

  • Soğuk havalarda ısıyı izole etmek,

  • İlaç kullanıyorsak, ilacın gerekli yerlere taşınmasını sağlamak, ilaçtan oluşan artık maddelerin vücuttan atılımına yardımcı olmak

Bebeklerin Ve Çocukların Su İhtiyacı

·         Anne sütü alan bebeklerde sıcak havalarda, ishal oluştuğunda veya tekrarlayan kusma durumlarında ek olarak su vermek gereklidir. Bebek mamaları kullanılıyorsa bebeğe mutlaka ek su vermek gerekir. Öte yandan annenin mama hazırlarken kullanacağı su miktarına ilişkin uzman önerilerine özen göstermesi büyük önem taşır.

  • Susayan bebekler tıpkı karnı acıkan bebekler gibi tepki verirler. Bu nedenle anneler bazen bebeğin suya ihtiyacı varken, süt veya mama sunarlar. Çocuk verilen besini yiyebilir, ancak susuzluğu daha da artmış olur. Anneleri, ağlama durumlarında bebeğin su ihtiyacının artmış olabileceğini dikkate almalı ve susuzluk hissi dinene kadar su vermeyi sürdürmelidir.

  • Bebeğin böbrekleri idrarı yeterince yoğun hale getiremediği için vücutta oluşan artık maddeleri atmak için daha çok su kullanır. Bu durum bebeğe katı besinler verilmeye başladıktan sonra su eksikliği oluşma riskini daha da artırır. Bebeklere ek besin vermeye başlanıldığında mutlaka su da verilmelidir.

  • Su yetişkinlerde vücut ağırlığının yüzde 50-60’ını oluşturur. Bu oran normal zamanda doğmuş bebeklerde yüzde 70’e, erken doğmuş bebeklerde yüzde 80’e kadar ulaşır. Yetişkinlere oranla çocuğun vücudundaki fazla su, hücreler arasında ve dolaşım sisteminde bulunur. Su terleme, ishal, kusma ve idrarla çok daha kolay kaybedilir. Kaybedilen suyun yerine konulmaması çocuğun yaşamını tehdit edebilir.

Yaşlılar ve Su

 İnsan yaşam evreleri arasında en az suyu, yaşlılık döneminde içer. Çünkü, insan beyninin yaşlandıkça, susuzluk sinyallerini gönderme oranı azalır, hatta tümüyle körelir ve yaşlı kişilerin aklına su içmek gelmediği için su içmezler. Yutma yetenekleri bozulduğundan yeterli sıvı alamazlar. Hareket güçlüğü, idrar yapmada zorluklar yaşlıları, “daha az tuvalete gitmek için daha az sıvı almaya” yöneltir.

 Oysa yaşlılık döneminde suyun yaşamsal önemi büyüktür:

  • Yaşlılık döneminde ilaç kullanımı artar ve ilaçların büyük bölümünde vücuttan su çıkışını artırıcı yan etkiler vardır.

  • Yaşlı kişiler, daha az hareket ettikleri, vücut kompozisyonları değişip metabolizmaları yavaşladığı için daha az kaloriye ihtiyaç duyarlar.

  • Yaşın ilerlemesiyle birlikte böbreklerin idrarı konsantre etme yeteneği azalır ve sıvı kaybı daha da artar.

  • Vücutta su dengesinin korunmasına yardımcı olan hormonların yapımı azalır veya böbreğin bu hormonlara cevabı bozulur.

 Yaşlılar basit bir nedenden, su içmemekten dolayı hastaneye yatacak duruma bile gelebilirler. Vücudun ihtiyaç duyduğu oranda sıvı alınmaması halinde ortaya şu sonuçlar çıkabilir:

  • Ölüm

  • Sindirim sistemi bozuklukları ve bağırsaklarda sıkışma,

  • Zihinsel performansta bozulma,

  • Baş ağrısı

  • Deride kuruma,

  • Beden hareketlerinde azalma ve bozulma

  • Uyku sonrası sersemlik hali.

Sporcuların Su İhtiyacı

 Kasların %70’i sudur. Hareket için gerekli olan enerjinin oluşumu, suyun bu denli yoğun olduğu bir ortamda gerçekleşir. Su eksikliğinde kaslar tam verimle çalışamazlar.
Egzersiz ve yoğun antrenmanlar öncesi, sırası ve sonrasında, sporcular susamayı beklemeden uzmanlarca önerilen miktarda su/sıvı içmelidir. Hareket kaslarda ısıyı artırır. Bu esnada vücudu soğutmanın en etkin yolu terlemedir. Ancak terle birlikte vücuttan önemli miktarda su kaybı olur ve su eksikliği oluşur. Su kaybı saatte 1-3 litreye ulaşabilir. Bu kayıp acilen yerine konmalıdır. Aksi takdirde terleme zorlaşır, kişi güçten düşer ve egzersize devam etmek istemez.
Su eksikliği vücuttan ısının uzaklaştırılamamasına bağlı olarak sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması belirtileriyle giderek şiddetlenir. Sıcak bitkinliğinde baş dönmesi, sersemlik, bulantı, baş ağrısı hissedilirken, sıcak çarpmasında vücut sıcaklığı artar, deride kuruma ve bilinç kaybı ortaya çıkar.
Bunu önlemenin en önemli yolu sporcuların yarışma öncesi, yarışma süresince ve sonrasında sıvı tüketmeleridir.
Sporcuların antrenman veya maç sonrasında idrarları açık sarı renkteyse sıvı düzeyleri yeterlidir. Ancak koyu renkte ve az miktardaysa sıvı düzeyleri azalmıştır. Bunun bir diğer kontrol yöntemi antrenman (maç) öncesi ve sonrasında vücut ağırlığının tartılmasıdır. Antrenman öncesiyle sonrası arasında oluşan kilo kaybının en az aynı miktarda sıvı tüketerek yerine konulması performans açısından son derece önemlidir.

Yolculuk Ve Su

 Uçak yolculuğu, dağ tırmanışları gibi yüksek rakımlara çıkıldıkça, vücudun su kayıp oranı artar. Ayrıca uçakta fark edilmese de ortamın nemi de düşüktür. Yolculukta vücudun kaybettiği suyu hızla geri kazanabilmek için, su veya limonla tatlandırılmış sıcak su içmek gerekir.

 b. Vücutta Su Eksikliği:

Günlük su kaybı

 İnsan vücudu gün boyunca sürekli su kaybeder. Günlük kayıp miktarı ortalama 2.5 litre (200 ml'lik bir su bardağıyla hesaplandığında, 12-13 su bardağı) kadardır. Su kaybının yolları ve miktarı şöyledir:

  • İdrarla su kaybı 1- 1.5 litre ( 5-7 su bardağı)

  • Solunumla su kaybı 350 ml (yaklaşık 2 su bardağı)

  • Terlemeyle su kaybı 0.5-1 litre (3-5 su bardağı)

  • Dışkı ile su kaybı 180 ml (yaklaşık 1 su bardağı)

 Kaybedilen su, diğer içecekler, katı besinler ve besin öğelerinin vücutta yanmasından oluşan su ile yerine konmaya çalışılır. İnsanlar yedikleri katı gıdalardan gün boyunca 3-4 su bardağı kadar su alırlar. Besinlerin vücutta yanması sırasında ise yaklaşık 1 su bardağı kadar su oluşur. Su ve diğer içecekler kalan su ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurlar. Yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için su kaybının gün içinde mutlaka yeniden yerine konması gerekir.

Su eksikliğinin sinyalleri

 Vücut su eksikliği yaşadığını şu sinyallerle işaret eder:

  • Bulantı

  • Kusma

  • Baş ağrısı

  • Sürekli sıcaklık hissi

  • Dudaklarda ve dilde kuruma hissi

  • Seyrek veya az idrara çıkma ve idrar renginin koyulaşması

  • Sersemlik

  • Deride kuruma

  • Kaslarda ve eklemlerde acıma hissi

  • Vücutta kalori oluşumunda yetersizlik

  • Sürekli sindirim sistemi sorunları

  • Kas tonusun da azalma, sürekli yorgunluk, sersemlik hissi ve kas krampları

Susamayı Beklemeyin

 Vücudun suya ihtiyaç duyduğunun sinyali olarak, “susuzluk hissini” almak büyük bir yanılgıdır. Çünkü, insan beyni, vücudun su eksikliği yaşadığını ne yazık ki yeteri ölçüde algılamaktan acizdir. Ayrıca, insanlarda susama hissi, bir bardak suyla bile ortadan kalkar ve içtiğimiz su bedenimizin suya doymasına yeterli olmayabilir.

 Oysa hayvanlarda durum böyle değildir. Örneğin katırlar, yük taşırken kaybettikleri 18 litre suyu, 5-6 dakika aralıksız su içerek yerine koyar. İnsanlar ise örneğin, 3,5 litre suyu terle kaybettiklerinde, duydukları susuzluk hissini sadece 0,5 litre su içtiklerinde bile bastırabilirler. Eğer su gereksiniminin bir göstergesi olarak sadece susama duygusu dikkate alınırsa yüzde 3,5’luk bir kaybın yerine konulması 12-24 saat gerektirebilir.

Vücudu Susuz Bırakmamak İçin Şunları Unutmamak Gerekir:

  • Her zaman hissedilenden daha fazla suya ihtiyaç olduğu unutulmamalı.

  • Bu ihtiyaç eğer alkol, çay, kahve içme alışkanlığı varsa daha da fazladır.

  • Alkol, çay, kahve benzeri içecekler de, bazı ilaçlar gibi böbreklerin daha çok su atmasına neden olurlar. Sonuçta vücudun su kaybı daha fazla olur.

  • Doktorların buna yönelik olarak önerisi alkol, çay, kahve içildiğinde ekstradan bir onun kadar da su içilmesidir.

  • Vücuttan kaybedilen suyu yerine en kolay koyabilecek içecek sudur.

 Su İpuçları

 Ağırlığınızın yarıdan fazlasını su oluşturur ve bunu korumak, sağlıklı olmak için çok önemlidir. Çünkü vücudumuzdaki suyun her gün yaklaşık 2,5 litresi terleme, soluma, sindirim sistemi atıkları gibi nedenlerle kayba uğrar. Bunu yerine koymak için daima en iyi seçim su içmektir.

  • Her yerde, her zaman su için...

  • Gün boyunca kendinize bol bol su molası verin.

  • Yemeğe bir kase çorba ile başlayın. Yemek sırasında en az bir bardak su veya içecek için.

  • Fiziksel aktiviteye su içerek başlayın, aktivitenizi su içerek sürdürün. Aktiviteniz bittiğinde su içmeye devam edin.

  • Otomobilde, trende, uçakta kısaca tüm yolculuklarda yanınızda mutlaka en az bir şişe su bulundurun.

Damak tadınıza uygun suyu seçin

 Elbette ki suyun tadı çok önemlidir. Tat ne kadar iyi ise onu içmekten o kadar çok zevk alacaksınız. Suyunuzun tadını hissedin! Suyunuzu seviyor musunuz? Bedeninizi dinleyin! Gerçekten yeterli su içiyor musunuz?

Daha çok su için! Zihniniz daha iyi çalışsın

 Beyninizin yaklaşık yüzde 75'i sudur. Sıcak, soğuk havalarda vücuttan fazlaca su kaybetmek ve yeterince su içmemek zihinsel performansınızı düşürür. Su içerek bedeninizin suya doymasına ve beyninizin işlevini en iyi şekilde yerine getirmesine yardımcı olun.

 Düşünün! Gerçekten yeterli su içiyor musunuz?

Daha çok su için! Günlük kalori ihtiyacınızı dengeleyin!

 Su kalori vermeden midenizde doygunluk hissinin oluşmasına yardımcı olur. Böylece makarna, pilav, börek vb. yüksek kalorili yemeklere karşı daha iradeli olmanızı sağlar. Öğünlerden önce ve öğünler sırasında daha çok su içerseniz doygunluk hissinizi sürekli yenileyerek gereksiz kalori alımından kaçınabilirsiniz.
Geçin aynanın karşısına ! Gerçekten yeterli su içiyor musunuz ?

c. Sağlığı Korumada Su:

HASTALIKLAR VE SU

Ağız Sağlığı ve Su

 Su tüketimi yetersizliği, tükürük bezlerinin fonksiyonlarını bozmaktadır. Özellikle yaşlı bireylerde iştahı etkilediğinden, bu konu daha da önem taşımaktadır. Besin tüketimi zorlaşmakta ve beslenmeye bağlı sorunlar ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Tükürük salgısının azalması, diş sağlığını da olumsuz etkilemektedir.

Amebiazis

 Entamoeba hystolytica adlı parazitin neden olduğu bir hastalıktır. Gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla görülür. Su ve besinlerle bulaşır. Belirtiler parazit alındıktan sonra 1-4 hafta içinde ortaya çıkar. Mide ağrısı ve krampları, kanlı dışkı, ateş ile kendini gösterir. Nadiren de olsa karaciğere yayılabilir. Su güvenliğinin olmadığı yörelerde suyun kaynatılarak içilmesi, şişe suyu tüketilmesi ya da gazlı içecekler alınması önleyici olması bakımından gereklidir. Bulaşma bardak vs ile de olabileceğinden bu ürünlerin kendi ambalajında tüketilmesi yararlı olacaktır. Kişisel hijyen kurallarına uyulması ve besinler için de aynı özenin gösterilmesi şarttır

Anemi/Kansızlık

 Tüm dünyada yaygın olarak görülen aneminin ana nedeni demir eksikliğidir. Demir eksikliği dünyada en yaygın olarak görülen beslenme eksikliği problemidir. Demirin eksik alınmasının yanında su kaynaklarının güvenli olmayışı nedeniyle ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları aneminin en önemli nedenini oluşturur. Anemiye neden olan enfeksiyon hastalıkları sıtma ve parazitlerdir. Anemide kırmızı kan hücreleri akciğerlerle alınan oksijeni vücut dokularına yeterince taşıyamaz. Buna bağlı olarak fiziksel ve zihinsel performans düşer. Anemiye en hassas gruplar bebekler, büyüme çağındaki çocuklar ve gençler, gebe kadınlar ve doğurganlık dönemi kadınlardır. Anemi hafif düzeydeyken belirtileri hissedilmeyebilir. Kansızlık ilerlediğinde halsizlik, yorgunluk, uyku hali, deri renginde, dudaklarda, tırnaklarda solukluk ile kendini gösterir. Aneminin iki ana nedeni beslenme eksikliği ve enfeksiyonlardır. Enfeksiyon hastalıkları dünyada 300 ila beş yüz milyon insanı etkilemektedir. 44 milyon hamile kadın ve 20 milyon insan kancalı kurt, şistomiyazis enfeksiyonu taşımaktadır. Anemi aşırı kan kaybına da bağlı olabilir. Örneğin mide bağırsak enfeksiyonları sırasında kan kaybı ortaya çıkar. Aneminin suyla ilişkili en önemli nedenleri malnütrisyon ve sudan bulaşan enfeksiyonlardır.
Gebe kadın anemik ise bebeğin gelişimi bozulabilir. Zihinsel gelişimi gecikebilir. Anemi enfeksiyon hastalıklarına direnci düşürür.

Ateşli Hastalıklar ve Su

 İnsan, vücut sıcaklığını 37 C koruyacak pek çok mekanizmaya sahiptir. Ancak ateşli hastalıklarda bu denge bozulur ve sıcaklık yükselir. 40 C’ın üzerine çıkarsa enzimler tahrip olur, ölüm ortaya çıkabilir. 38 C’ın üzerindeki her 1 C derecelik artış için en az 1-2 bardak daha fazla su içilmelidir. Çünkü vücuttan buharlaşma ile su kaybı artmıştır. Suyun bolca içilmesi ateşin düşürülmesine ve böbreklerden atık maddelerin rahatça atılmasına yardım eder. Bu nedenle ateşli hastalıklarda sık aralıklarla ve sulu yiyecekler yenilmelidir. Su, komposto suları, çorba, meyve suları su ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olurlar. Çocuklar ateşin yan etkilerine daha hassastırlar. Ateşli çocuklarda dehidrasyonun kolayca oluşacağı unutulmamalıdır.

Bağışıklık Sistemi ve Su

 Bağışıklık sistemi beslenme (yetersiz kalori ve karbonhidrat alımı, vitamin ve minerallerin eksikliği veya fazlalığı), uykusuzluk, şiddetli stres, aşırı egzersizden olumsuz etkilenir. Sıvı tüketiminin yetersiz olması ani su kayıplarının yerine konmaması da bu değişiklikleri uyaran en önemli faktörlerden birisidir. Bu durumda kanda stres hormonları artar, solunum sisteminde özellikle burun ve tükürük salgılarında koruyucu hücre sayılarının ve mikroorganizmaları öldürücü özelliklerinin önemli düzeyde azaldığı gözlenmiştir.

Böbrek Taşları ve Su

 Günümüzde toplumun yüzde 12 ila 15’inde böbrek taşı şikayetleriyle karşılaşılmaktadır. Böbrek taşı oluşumunu etkileyebilecek risk faktörleri, yaş, cinsiyet kalıtımsal özellikler, iş koşulları, coğrafi koşullar ve beslenme şeklidir. Beslenme şekli içinde en etkili faktör sıvı alımının yetersizliğidir. Sıvı alımı yetersiz olduğunda idrar miktarı azalır. İdrar miktarı düşük olan toplumlarda böbrek şikayetleri daha çok görülmektedir. Çünkü yetersiz sıvı alındığında taş yapan maddelerin idrardaki yoğunluğu artmaktadır. Günde 1 litreden daha az idrar yapan kişiler taş riskinin arttığını bilmelidirler. Eğer sıvı tüketimi artırılarak idrar miktarı günde 2.5 litreye kadar çıkarılabilirse böbrek taşı şikayeti olan kişilerde ilaç kullanmaksızın ve diyetlerinde başka bir değişiklik yapmaksızın yeniden taş oluşumu önlenebilmektedir. Hipokrat, idrar yolunda taş şikayetlerinin azaltılması için hastalarına bol miktarda su içmelerini önermiştir. Taş riski taşıyan kişiler her öğün, öğün araları ve yatmadan önce en azından birer bardak su içmelidirler. İçilen toplam su miktarı kadar, su tüketiminin tüm güne yayılmasının da önemli olduğu unutulmamalıdır. Taş şikayeti olan kişiler sıcak havalarda ve yoğun egzersiz yaptıktan sonra sıvı ve su tüketimini daha da artırmalıdırlar

Giardiyazis

 Giardia lamblia adlı bir parazit nedeniyle ortaya çıkan sindirim sistemi enfeksiyonu hastalığıdır. Sık karşılaşılır. Özellikle su temizliğinin yeterli olmadığı yörelerde önemli bir problemdir. Bu parazit ince bağırsaklarda çoğalır ve bağırsak hareketleriyle dışarıya atılır. Bu nedenle insan dışkısı bulaşmış sağlıksız sular ve tuvaletten sonra el yıkamama, hastalığın en önemli bulaşma yollarıdır. Parazit vücuda girdikten 7-10 gün içersinde (bu süre bazen 4 haftaya uzar) hastalık ortaya çıkar. Belirtileri ishal, yağlı dışkı, karında kramplar, şişkinlik hissi, gaz, halsizlik ve kilo kaybıdır. Bazı insanlar bu paraziti taşımalarına rağmen hastalık belirtisi göstermeyebilir, ancak dışkılarıyla hala başka insanlara bu hastalığı bulaştırmaya devam ederler. Bu hastalığı önlemenin en iyi yolu kişisel temizliğe dikkat etmek ve güvenli içme sularını seçmektir. Klorlamanın zaman zaman etkisiz kalabileceği, karbon filtrelerin yapıdan uzaklaştıramadığı giardiyazis’i sudan ayrıştıran en önemli yöntem ters ozmozdur. Güvenli içme suyu bulunmadığında, su kaynatılarak içilmelidir. Bağışıklık sistemi bozulmuş olan hastalarda bu parazit önemli bir sağlık sorunu yaratır.
 Giardiyazis, Amerika’da son 15 yılda en sık görülen su kaynaklı hastalıktır. Bu parazitle bulaşmış olan sular hastalık için iyi bir kaynaktır.
Sürekli yolculuk edenler, yuva ve kreşlerde bakılan çocuklar, dağcılar bu enfeksiyonla sık karşılaşabilirler. Bu nedenle her zaman ters ozmoz gibi bu paraziti ayrıştıran bir yöntemle filtrasyon sürecinden geçirilmiş güvenli sular tercih edilmelidir.

İnfeksiyoz Hepatit (Sarılık)

 Hepatit, karaciğerin enfeksiyona neden olan veya enfeksiyon etmeni olmayan nedenlerle iltihaplanmasıdır. Suyla geçerek hepatite neden olan iki virüs vardır. Bunlar, Hepatit A ve Hepatit E’dir. Hastalık ateş, halsizlik, iştah kaybı, bulantı, karında rahatsızlık hissi ile başlar, birkaç gün içinde sarılık ortaya çıkar. Bir iki haftadan, çok şiddetli durumlarda birkaç aya kadar devam edebilir. Suyun güvenli olmadığı yörelerde önemli bir sağlık problemi olarak ortaya çıkar. Hepatitten korunmada su güvenliği büyük önem taşır.

İshal

 Tüm dünyada ölümlerin yüzde 4’ü ishalden kaynaklanır. Her yıl 2.2 milyon kişi ishalden ölmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde bu rakamın çoğunluğunu çocuklar oluşturmaktadır. Sulu ve sık sık dışkılamayla kendini gösteren ishal sindirim sisteminde bir enfeksiyon neticesinde ortaya çıkar. Enfeksiyonun tipine bağlı olarak dışkı çok sulu ya da kanlı olabilir. Bakteri, virüs ve parazitlerle bulaşmış su ishalin en önemli nedenidir. İshal, güvenli içme ve kullanma suyunun kısıtlı olduğu ya da temizleme sistemlerinin yetersiz olduğu yörelerde ya da kişisel hijyene dikkat edilmediğinde çok daha sık görülür. İnsan dışkılarıyla kirlenmiş olan sularla bulaşabildiği gibi hayvan dışkılarıyla da bulaşabilir. Kirli sularla sulanmış sebze ve meyveler, ishal etmeni olan mikroorganizmalar bulaştırabilirler. Su temizliği ishalden korunmada en önemli etmendir.

Kanser ve Su

 Toplumda tüketilen sıvı miktarı ile kanser görülme sıklığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. İsrail’de yapılan bir çalışmada mesane, prostat, böbrek ve testis kanserli hastalar, sağlıklı kontrol bireyleriyle karşılaştırıldığında çok daha az sıvı tükettikleri bulunmuştur. Hawaii’de yapılan bir çalışmada mesane, böbrek ve idrar yolu kanser riskinin sıvı alımı özellikle de su tüketimi ile ters ilişki gösterdiği bulunmuştur. Kadınlarda su tüketimi arttıkça kolon kanseri görülme riski azalmaktadır. Günde 5 bardaktan daha fazla su içen kadınlarda 2 ve daha az su içen kadınlara göre kolon kanseri riskinin yüzde 45 daha düşük olduğu görülmüştür. Suyun göğüs kanseri riski ile de önemli bir ilişkisi bulunmuştur. Su içme alışkanlığı olan kadınlarda göğüs kanseri riskinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sıvı tüketiminin yetersiz oluşu, hücre içindeki suyun azalmasına yol açtığından kanser etkisi yapabilecek maddelerin hücrelerden uzaklaştırılmasının zorlaşacağına dikkat çekilmektedir.

Kolera

 Bağırsaklarda görülen akut bir enfeksiyon hastalığıdır. Vibrio cholerae adlı bir bakterinin yol açtığı bu hastalık ağrısız sulu bir ishal, bulantı ve kusmayla başlar. Beslenme bozukluğu olan kişilerde belirtiler çok daha ağır seyreder. Hızla dehidrasyon ve tedavi edilmezse yüzde 50 oranında ölüm görülür. Hızla ve yeterli bir tedavi ölüm oranını yüzde 1’in altına düşürür. 2000 yılında 140 bin kolera vakasının 5 bini ölümle sonuçlanmıştır. İçme suyunun güvenli olması korunmak için en temel faktördür. Bunun dışında kişisel temizlik ve güvenli besin kaynakları önem kazanır. Tedavide kaybedilen su ve tuz, yerine konulmalıdır. Koleralı hastalar 3-6 gün içinde iyileşirler. Kolera özellikle yolculuk yapanlarda sağlık sorunu oluşturabilir, kaynatma, klorlama ve iyot eklenmesi suyu kolera açısından güvenli kılar.

Kriptosporidiozis

 Cryptosporidium parvum adlı parazit ile oluşur. En önemli belirtisi sulu ishaldir. Karında kramp, bulantı, hafif ateş, su eksikliği ve ağırlık kaybı oluşur. Belirtiler parazit alındıktan 2-10 gün sonra ortaya çıkar. Bağışıklık sistemi normal olan kişilerde hastalık birkaç gün nadiren bir-iki hafta sürer. Ancak parazit dışkıda daha uzun süre görülmeye devam eder. Bazen belirtiler tekrar edebilir. Çocuk ve yaşlılarda uzun süreli ishal ve dehidrasyon tehlikeli olabilir. Bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda; örneğin, HIV +, kemoterapi alan kanser hastaları, organ nakli yapılmış hastalar ve bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlarda son derece ciddi ve uzun süre devam eder. İshal varsa bol bol sıvı tüketilmelidir. Parazit genelde yüzey sularında ya da bunlarla karışmış diğer sularda bulunur. Bu nedenle daha çok bulaşma yolu çeşme sularıdır. Multi-bariyer uygulamalar suları bu parazitten arındırmada önem taşır. Klorlamaya dirençlidir. Yeterli dozda kullanılırsa ozon da bu paraziti öldürür. Ters ozmoz filtrasyon yönteminin bu parazitin oksitlerini ayırıcı etkisi vardır.

Malnütrisyon /Beslenme Bozukluğu

 Özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık problemidir. Yeterli besin bulamama, yanlış besin seçimi vücudun enfeksiyon durumunda besin ögelerinin yeterli emilememesi ve vücutta kullanılamaması malnütrisyona neden olur. Malnütrisyon hastalanma ve erken ölüm riskini artırır. Gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı çocukların yaklaşık yarısının ölümünde rol oynar. Beslenme durumu bozulmuş olan kişilerin enfeksiyon hastalıklarıyla karşı karşıya kalmasının en önemli nedenlerinden biri sağlıksız içme sularıdır. Malnütrisyon durumunda aşırı zayıflık, kas ve organ dokularında ileri derecede kayıp söz konusudur. İshalden şikayet edenlerde besin kaynakları yeterli sağlansa dahi bu besinler yeterince kana karışamadığından sekonder beslenme bozukluğu ortaya çıkar. Bunun sonucunda ortaya çıkan malnütrisyon bağışıklık sistemini zayıflattığından diğer enfeksiyon hastalığının şiddeti artar ve diğer enfeksiyon etmenlerinin vücuda yerleşmesi kolaylaşır. Savaşlar ve doğal afetler alt yapı sistemlerini bozduğundan, bu dönemler güvenli suyun daha da önem kazandığı dönemlerdir. Malnütrisyonun önlenmesinde su temizliği ve hijyen çok önemlidir.

Tifo ve Paratifo

Tifo ve paratifo, Salmonella typhi ve paratyphi etkisiyle oluşan enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu hastalığın bulaşmasındaki en önemli yollardan bir tanesini su oluşturur. Sindirim sistemi ve kan dolaşımındaki bakteri enfeksiyonu tifo ateşine neden olur ve buna bağlı olarak iştahsızlık, baş ağrısı, kabızlık, ishal, göğüs bölgesinde kırmızı renkte lekeler, karaciğer ve dalakta genişleme gözlenir. Ateş 39-40 derece civarındadır. Mikroorganizma vücuda girdikten sonra, 1-3 hafta içinde bu belirtiler ortaya çıkar. Paratifo ateşinde bu belirtiler daha hafif seyreder. Bu hastaların bir bölümü iyileştikten sonra da bakteriyi vücutlarında taşımaya devam ederler. Tifo ve paratifo ateşi geri kalmış ülkelerde içme sularının güveni olmaması nedeniyle daha yaygın olarak görülür. Dünyada yılda 17 milyon tifo vakası görüldüğü rapor edilmektedir. Bu hastalıkları önlemek için kişisel hijyen kurallarına uyulması ve besinlerin temizliğine özen gösterilmesi ve en önemlisi güvenli su alımına dikkat edilmesi gerekiyor.

d. Suda Kalite ve Güven:

Güvenli su nedir?

 Güvenilir su zararlı bakteriler, zehirli materyaller ve kimyasalları içermeyen sudur. Lezzet, renk, koku ve sertlik derecesi suyun güvenilirliğini etkilemez.

“Yüksek kaliteli su, politik sloganlardan, muhafazakarların rüyalarından daha fazla bir şeydir; yüksek kaliteli su, doğru miktarda, doğru yerde, doğru zamanda, sağlığımız, kendimizi yenilememiz ve ekonomik gelişme için zaruri olandır.”
(Senatör Edmund S Muskie, ABD, 1 Mart 1966'da yaptığı konusmadan)

 Evde kullanılan suda KURŞUN riskini en aza indirmek için ne yapmalıyız?
İçmek, yemek pişirmek ve bebek besinlerini hazırlamak için mutfakta sadece soğuk su musluğunuzu kullanınız. Sıcak akan suda kurşun ve diğer metaller daha çok bulunur. Eğer musluğunuzu 6-8 saat kullanmadıysanız soğuk suyu açıp sıcaklığı iyice düşene kadar akıtın, daha sonra kullanın. Böylece borularda bekleme sırasında birikmiş metallerin atılmasını sağlamış olursunuz.

Suda klor kalıntıları (trihalometanlar) ve parazit tehlikesini en aza indirmek için ne yapmalıyız?
 İçme suyunuzu en az 1 dakika üzeri açık olarak kaynatın ve soğutun. Böylece tüm klor kalıntıları buharla kaybolacak ve parazitler ölecektir. Eğer bu suyu hemen kullanmayacaksanız buzdolabında saklayın.

Eğer bağışıklık sisteminizi zayıflatan bir rahatsızlığınız varsa…
 ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinin (CDC) önerisine göre, içme suyu en az 1 dakika açık olarak kaynatılmalı veya parazitleri yok eden bir filtrasyon sistemi ile temizlenmelidir. Diğer bir yol distile edilmiş veya ters ozmoz ile filtre edilip ozonlama uygulanmış şişe sularının tercih edilmesidir.

Şişe suları çeşme sularından farklı mıdır?
Evet. En önemli farklılık suyun kaynağıdır. Şehir suları genellikle göl, nehir, baraj ve bentlerden sağlanır. Bu nedenle zararlı öğelerin suya karışma riski fazladır. Şişe suları ise genelde koruma altına alınmış yer altı su kaynaklarından elde edilir. Çeşme ve şişe sularının dağıtım sistemleri farklıdır. Şehir suları kilometrelerce uzunluktaki borularla evimize ulaşırken, şişe suları fabrikalarda şişelenirler. Şişe suları ayrıca klor veya klorlama kalıntıları içermez. Bu nedenle yapılarında trihalometanlar bulunmaz. Şişe sularının çoğu klor yerine oksijenin bir formu olan ozonla veya UV ile bakterilerden arındırılır. Klorlanmış çeşme suları bazen istenmeyen bir lezzet veya kokuya sahip olabilirken, bu koku şişe sularında görülmez. Çeşme sularında kurşun ve alüminyum bulunma riski daha fazladır.

Kurşun bulaşmış içme suları ve çocuklar....
Depo ve tanklarda bekletilmiş içme sularına dikkat!

 ABD’de kurşun zehirlenmesi çocuklar için önemli bir çevre sağlığı problemidir. 1988-1991 yılları arasında 1-5 yaş arasındaki 1.7 milyon çocukta kan kurşun seviyelerinin yüksek olduğu (10 mikrogram/DL ve üzerinde) belirlenmiştir. Bunun nedenini anlamak için Arizona Sağlık Hizmetleri tarafından yürütülen incelemede bu çocukların evlerindeki içme sularının depodan evlere verildiği ve bu depodan gelen suyun kurşun seviyelerinin sınır değerlerin 30 kat üzerinde olduğu saptanmıştır. ABD güney-doğu Kaliforniya ve güney-batı Arizona’da yaklaşık 11 bin ev ve işyeri su ihtiyacını depoda bekletilmiş sudan karşılamaktadır. Bu yörelerde çocukların tolere edilebilir kurşun alım limitinin 41 katından daha fazla kurşun almakta oldukları saptanmıştır.

ÇOCUK İÇİN GÜVENİLİR SU

Bebeğe verilecek suyun ve tabii ki mama hazırlanacak suyun güvenilir olması büyük önem taşımaktadır. Güvenli olmayan su çocuğun pek çok hastalığa yakalanmasına neden olabilir.
Bunlar arasında hastalık yapabilecek en önemli grubu mikroorganizmalar oluşturur. Amipli dizanteri, basili dizanteri, para tifo ve tifo, kolera gibi hastalık etmenleri suda bulunabilir ve hastalık yapabilir. Bunlar genelde belirtilerini hızla gösterir ve genellikle de kusma, ishal ile ortaya çıkarlar. Suya aynı zamanda uzun dönemde sağlığı olumsuz etkileyebilecek tarım ilaçları kalıntıları, ağır metaller ve solventler karışmış olabilir. Bunlar eğer belirtilen sınır değerlerin üzerindeyse mide bağırsak problemlerine, deride hassasiyete yol açabilir. Kanser ve diğer kronik hastalık risklerini artırabilir.

Sudan gelebilecek zararlı öğelerin çocuğun sağlığına etkileri şu şekilde sıralanabilir:

Nitrit: 6 ayın altındaki bebeklerde mavi bebek sendromuna yol açar. Bebeğin renginde morarma ve kısa kısa nefes alma durumu ile ortaya çıkar.
Kursun: Fiziksel ve zihinsel gelişmede gecikme.
Bakır: Bulantı-kusma.
Mikroorganizmalar: Sindirim sistemi problemleri (ishal, kusma).
Dezenfektan artıkları (klor gibi): Gelişmeyi olumsuz etkileyebilir.

 Geri

 

  CRS SU ARITMA SİSTEMLERİ İkitelli Org. San. Bölg. Çevre San. Sitesi 5. Blok No:1 Tel: (0212) 4852859 - 4852860 Fax: (0212) 4861325
Su arıtma, su arıtma cihazları, su arıtma yöntemleri, atıksu ve reverse osmosis sitemler, aktif karbon, membrane, su arıtımı

©2006 Crs Medikal. Tüm hakları saklıdır.